Connect with us

Dünya

BM Koordinatörü, tahıl koridorunun devamı konusunda Türkiye’ye güveniyor

Birleşmiş Milletler Karadeniz Tahıl Girişimi Koordinatörü Amir Mahmoud Abdulla, “Taraflardan biri anlaşmadan çekilmeye karar verirse tahıl anlaşması otomatik olarak yenilenmez. Ama bu noktada Türkiye’deki sevgili dostlarımıza güveniyoruz.” dedi.

Published

on

Ankara

Birleşmiş Milletler (BM) Karadeniz Tahıl Girişimi Koordinatörü Amir Mahmoud Abdulla, Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle karşılaşılan küresel “gıda krizi” riskinin ortadan kaldırılması amacıyla varılan tahıl anlaşmasının uzatılmaması ihtimaline ilişkin, “Türk hükümetinin bu anlaşmadaki tüm taraflarla çalışabilecek ilişki, yetki ve etkiye sahip olduğunu düşünüyorum. Tarafların iyi niyetleri ve Türkiye’nin desteğiyle anlaşma yenilenecektir.” değerlendirmesinde bulundu.

Ziyaret için geldiği Ankara’da Anadolu Ajansına röportaj veren Abdulla, tahıl koridoruyla ilgili son gelişmeleri, Türkiye’nin girişim içerisindeki rolünü ve bölgeden sevk edilen ve edilmesi beklenen ürünlere ilişkin son dönemde gündeme gelen iddiaları değerlendirdi.

Ankara’yı Türk yetkililerle İstanbul’da tahıl ürünlerinin güvenli transferi için kurulan Müşterek Koordinasyon Merkezi çerçevesinde yapılan ortak çalışmaları değerlendirmek için ziyaret ettiğini kaydeden Abdulla, başkentteki temaslarında Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ile görüşmeler gerçekleştirdiğini aktardı.

Abdulla, Türkiye ve BM’nin Karadeniz Tahıl Girişimi’nde birlikte hareket ettiklerinin altını çizerek, Ankara ziyaretinde “Türkiye’ye süreç boyunca sarf ettiği efordan ötürü teşekkür etmek istediğini ve Türkiye’nin rolünün hem bölgesel hem küresel anlamda çok önemli” olduğunu söyledi.

İstanbul’da tahıl ürünlerinin güvenli transferi için kurulan “Müşterek Koordinasyon Merkezi”nin şimdiye dek çok iyi bir iş çıkardığını belirten Abdulla, mevcut durumda 129 kargo gemisi vasıtasıyla yaklaşık 3 milyon ton gıda ve çeşitli tahılın üç Ukrayna limanından dünyaya sevk edildiğini aktardı.

Abdulla buna karşılık bu sevkiyatların yapılması için varılan tahıl koridoru anlaşması için tayin edilen sürenin 120 gün olduğunu ve anlaşma hükümlerinin doğrultusunda taraflardan biri itiraz etmezse kasımda anlaşmanın otomatik olarak uzatılacağını belirtti.

“Tahıl anlaşması tarafların iyi niyetleri ve Türkiye’nin desteğiyle yenilenecektir”

Buna karşılık bu anlaşmanın yenilenmesini arkalarına yaslanarak bekleyemeyeceklerini kaydeden Abdulla, anlaşmanın yenilenmesi için çaba göstermeleri gerektiğini ve tüm tarafların bunu kabul etmesini beklediğini kaydetti.

Abdulla anlaşmanın uzatılmaması durumunun ortaya çıkması halinde Türkiye’nin oynayabileceği role dikkati çekerek şu ifadeleri kullandı:

“Açıkçası, taraflar arasındaki ilişkide aniden bir kötüleşme görürsek ve taraflardan biri girişimden ya da anlaşmadan çekilmeye karar verirse tahıl anlaşması otomatik olarak yenilenmez. Ama bu noktada Türkiye’deki sevgili dostlarımıza güveniyoruz. Türkiye hükümetinin bu anlaşmadaki tüm taraflarla çalışabilecek ilişki, yetki ve etkiye sahip olduğunu düşünüyorum. Bu yüzden umutluyum. Türkiye’nin Savunma (Hulusi Akar) ve Dışişleri Bakanı (Mevlüt Çavuşoğlu) ile görüştükten sonra daha da umutluyum. Onlar da temelde anlaşmanın uzatıldığını görmek istediklerini söylediler. Bazı rötuşların yapılabileceğini söylediler. Türkiye’nin bu girişimin kararlıkla arkasında olduğuna inanıyorum. Tarafların iyi niyetleri ve Türkiye’nin desteğiyle anlaşma yenilecektir.”

“Tahıl koridorunun açılmasıyla gıda fiyatları düştü”

Gıda koridorunun dünya çapında gıda ve gübre sevkiyatının yeniden kurulması ve tahıl yolunun yeniden açılması amacıyla oluşturulduğunu söyleyen Abdulla, sevkiyatta yaşanan sıkıntıların savaş öncesi dönemde oluşan sorunlardan kaynaklı olduğuna dikkati çekti.

Abdulla tahıl koridorunun sadece bir ülke grubuna yiyecek götürmek amacıyla açılmadığını, ticaret yolunu yeniden oluşturmak amacıyla açıldığını belirterek, “Bu yolun açılmasıyla küresel gıda fiyatlarının düştüğünü söyleyebiliriz. Ve küresel gıda fiyatlarının düşmesi, daha fakir ülkelerin daha fazla gıda alabileceği anlamına gelir. Böylece eskisi kadar para ödemek zorunda kalmazlar.” dedi.

Tahıl koridoru girişiminin birçok farklı faydasının olduğunun altını çizen Abdala, “Bunu Afrika’nın bazı bölgelerinde gördük çünkü fiyatlar düşüyordu. Tahıl depolayan insanlar satmadan önce fiyatların yükselmesini umuyordu. Ve sonra aniden fiyatların düştüğünü gördüler. Böylece ürünlerini sattılar ve daha fazla tahıl pazara geri dönmüş oldu. Dolayısıyla bu koridorun sonuçları ve kazanımları, koridorun kendisinden gelen ürünlerin bile ötesine geçiyor.” dedi.

Abdulla, tahıl koridorundaki işleyişinin oldukça zorlu bir operasyon olduğuna dikkati çekerek, tüm bu süreçlerin işleyişinin daha da geliştirilmesinin mümkün olduğunu vurguladı.

Ukrayna’dan gıda sevkiyatı gerçekleştiren gemilerin gidiş ve dönüş yolculuklarındaki denetimlerin çok zaman alan ve zorlu işlemler olduğuna değinen Abdulla, bu denetimleri yapan ekiplerinin sayısının artırılabileceğini ve sürecin daha akıcı hale getirilebileceğini ifade etti.

Abdulla bunlara ek olarak gemi sayısının ve sevkiyat miktarını yükseltecek daha büyük gemilerin kullanımının da artırılabileceğini söyledi.

Gemi sahibi firmalara koridor hattında herhangi bir saldırıyla karşılaşmayacakları güvenini kazandırdıklarına işaret eden Abdulla, buna karşılık sevkiyata katılacak gemi sayısını artırmak için bu güven duygusunu daha da artırmayı amaçladıklarını belirtti.

“Rus gıda ürünlerinin sevk edilmesinde en büyük engellerden biri gemilerin sigorta yapılmaması”

Gıda krizinin aşılması için yapılan çabaların öneminin altını çizen Abdulla, “Bu girişimlerin önce tasarlanması, ardından müzakere edilmesi ve ardından onaylanmasının nedeni, hem Ukrayna tahılını hem de Rus tahılını ve gübresini piyasaya geri getirmenin çok önemli olmasıydı. Karadeniz Tahıl Girişimi kapsamında sevkiyatların gerçekleştirildiği üç Ukrayna limanından gelen ürünlerin büyük çoğunluğu Ukrayna menşeli. Rus tahılının ihraç edilmesi için işlemlerin öncelikli olarak Rus limanlarından yapılması gerekir.” dedi.

Abdulla, Rusya limanlarından gerçekleşecek olası bir sevkiyat için anlaşma sürecinin kendisinin direkt sorumluluk alanında olmadığını ancak konuyla ilgili çalışma yapan BM yetkilileriyle temasta olduğunu ifade etti.

Rus ürünlerinin sevkiyatı için bazı zorluklarının mevcut olduğunun altını çizen Abdulla, “Bunlardan bazıları sevkiyatı gerçekleştirecek gemilerin sigorta yapılmasında yaşanan güçlükler. Bazıları finansal kısıtlamalarla ilgili ve tüccarların ödeme yapmaları için de yeniden güven duymaları gerekir. Bu nedenlerle henüz Rus limanlarından yeterince Rus tahılı veya gübresi sevkiyatı yapıldığını görmedik.” dedi.

Abdulla Rusya’dan gıda sevkiyatı yapılmasıyla ilgili müzakerelerin zor süreçler olduğuna işaret ederek, bu durumun küresel gıda zincirinde adil olmayan bir durumu ortaya çıkardığı iddialarına ilişkin “Yani (küresel gıda krizi konusunda) dengesiz bir tablonun ortaya çıktığı hissini anlayabiliyorum. Gübre ve amonyak konusunda bir anlaşmaya varabilirsek, ki bu işlemi Ukrayna limanlarından yapma şansına henüz sahip değiliz, ancak belki bundan sonraki aşamada Ukrayna limanlarından Rus mallarının da sevk edildiğini görebiliriz. Ancak şu anki kriz göz önüne alındığında, belki de buna şimdilik bir adım uzağız.” değerlendirmesinde bulundu.

Karadeniz Tahıl Girişimi’nin dengesiz ve beklenenden daha uyumsuz olmadığını kaydeden Abdulla, buna karşılık Rusya’nın perspektifinden bakıldığında sürecin yeterince hızlı yürümediği düşüncesiyle oluşan hayal kırıklığını anlayabildiğini ancak sürecin devam ettiğini belirtti.

Abdulla, Rusya ürünlerinin de pazara açılması sürecinin tarafların iyi niyetine bağlı olduğunun altını çizerek, “Özellikle gübre ve gıda, yaptırımların ve savaşın bir parçası değil. Ancak bu tip hamleler için gerekli olan sigorta, limanların durumu ve finansmanı içeren bazı mekanizmalar üzerinde tam olarak mutabakata varılmadı. Fakat tüm bu faktörler görüşmelerin içerisinde yer alıyor.” dedi.

“Eğer anlaşma sağlanırsa Karadeniz Tahıl Girişimi Rus gübresini sevk edebilir”

Abdulla, Karadeniz Tahıl Girişimi kapsamında bölgeden Rus menşeli gübre sevkiyatının gerçekleşme ihtimaline ilişkin soruyu, bunun şu aşamada yapılamama sebebinin Ukrayna limanlarındaki gübrenin Rusya menşeli olmasının yarattığı karışık durum olduğunu söyledi.

Karadeniz Tahıl Girişimi’ndeki uygulamaların oldukça açık olduğunu ifade eden Abdulla, “Ukrayna’daki üç liman vasıtasıyla tahıl koridorundan sevk işlemini gerçekleştiriyoruz. Bu yalnızca tahılı değil, ayçiçeği yağı, sıvı yağ, gübre ve amonyak sevkiyatını da içeriyor. Girişim çerçevesinde bunlarda zaten uzlaşı sağlanmıştı. Ancak henüz gübre ve amonyak sevkiyatı gerçekleştirmedik.”

Abdulla, varılan mutabakata karşılık gübre ve amonyak sevkiyatının gerçekleşmemesine ilişkin şu ifadeleri kullandı:

“Sevkiyatın yapılmamasının arkasındaki sorun Ukrayna limanlarından gelecek olan gübre ve amonyağın aslında Rus menşeli olması. Çatışma süreci yaşanmadan önce sevkiyatta Rusya’dan Ukrayna’ya uzanan bir boru hattı kullanılıyordu. Ve amonyak bu boru hattından Ukrayna’daki limandaki depoya geliyor ve ardından Karadeniz’den sevk ediliyordu. Ancak çatışma nedeniyle bu durdu. Şimdi, sevkiyatların sağlanması için bir koridor sağlayan girişimimiz var. Ama koridor gemiler için bulunuyor. Ancak mülkiyet, satış ve para getirmeye devam etme konusunda anlaşmaya ihtiyacımız var. Bunlar Karadeniz Tahıl Girişimi dışında gerçekleşecek tartışma, müzakere ve anlaşmalardır. Söyleyebileceğim şey, eğer bu aşamalarda sonuç elde edilirse Karadeniz Tahıl Girişimi sevkiyat kısmını gerçekleştirmeye hazır.”

“Başka anlaşmalar için güven oluşturulabilmeli”

Avrupa’da yaşanan enerji krizi sonrasında tahıl koridoru anlaşmasına benzer bir anlaşmanın enerji alanında yapılma ihtimaline ilişkin görüşleri sorulan Abdulla, şunları kaydetti:

“Karadeniz Tahıl Girişimi benzersiz bir yapıda. Açık bir çatışma içinde olan iki ülke arasında, hala çatışma bölgesinin bir parçası olan bölgede hareket etmek için anlaşmaya varmak gerçekten eşsiz bir başarı. Yani, biz girişiminin bir kısmında anlaşmalar yapmayı başardık, bu doğrudan diğer alanlardaki anlaşmalarda iyileşmeye yol açar mı? Bunu söylemek zor fakat bence yapılabilecek bir şey, ülkeler başka konular üzerinde tamamen anlaşamasalar dahi, bu anlaşmaların yapılabileceğini göstermek için güven oluşturulabilmesidir. İnsanlığın iyiliği için bu anlaşmanın olmasını umuyorum ancak olacağını sanmıyorum.”

Kaynak: AA