Connect with us

Dünya

İngiliz monarşisi Güney Afrikalılar için ‘acı ve uzak’ bir tarihi temsil ediyor

Kraliçe 2. Elizabeth’in vefatının ardından dünya gündemine oturan İngiliz monarşisi, 100 yıldan uzun zaman fiilen hüküm sürdüğü Güney Afrika’da bıraktığı izlerle, birçok Güney Afrikalının gözünde “acı ve uzak” bir tarihi temsil ediyor.

Published

on

Johannesburg

Güney Afrika‘da büyük çoğunluğu oluşturan siyah nüfus için, 1805-1910 arası İngiliz sömürge dönemi ve sonrasında 1994’e kadar devam eden beyaz azınlık yönetimi, hayatın her alanında oldukça sistematik biçimde uygulanan ırksal ayrımcılık, şiddet ve sömürü düzeni ile eş değer anlamlar ifade ediyor.

Bu yüzden Kraliçe Elizabeth’in hatırasına saygı duyup duymama konusunda kamuoyunda ciddi görüş ayrılıkları mevcut.

Hükümet görevlilerinin de aralarında olduğu bir grup Kraliçe’nin anısına saygılı bir tutum takınıyor. Cumhurbaşkanı Cyril Ramaphosa taziye mesajında Kraliçe Elizabeth’i hayatıyla insanlığa örnek teşkil eden bir figür olarak anmıştı, dün de ABD ziyaretinin ardından kraliçenin cenaze merasimine katılmak için İngiltere’ye geçeceğini duyurmuştu.

Siyahi muhalefet partisi Ekonomik Özgürlük Savaşçılarının (EFF) lideri Julius Malema ise kraliçenin hatırasını anmanın sömürgecilik dönemine eş değer olduğunu söylemişti. Bu görüş sosyal medyada da geniş destek görmüştü.

Pretorya Üniversitesi Beşeri Bilimler Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Thulasizwe Simpson ve Güney Afrikalı gazeteci Theto Mahlakoana, İngiliz monarşisinin Güney Afrika için neler ifade ettiğini AA muhabirine değerlendirdi.

“Kolonyal dönem bir hatıra olarak bile anılamayacak kadar uzak”

Doç Dr. Simpson İngiliz sömürgesinin Güney Afrika tarihindeki yerine dikkati çekerek “Güney Afrika, İngiliz emperyalizminin eseridir” dedi.

Simpson 1805 ile 1910 arasında yerlilerden ve Avrupa asıllı Boerlerden ele geçirdikleri ülke topraklarında doğrudan sömürge yönetimi uygulayan İngilizlerin, 1910’da bölgedeki kolonileri birleştirerek tam egemenlik yetkisine sahip Güney Afrika Birliği’ni kurduklarını aktardı.

Beyaz azınlıkça yönetilen ve sembolik açıdan İngiliz hükümdarına bağlı Güney Afrika Birliği’nin, 1961 yılında İngiliz Milletler Topluluğu’ndan ayrılarak cumhuriyet rejimine geçtiğini belirten Simpson, “Güney Afrikalıların büyük çoğunluğu için kolonyal dönem bir hatıra olarak bile anılamayacak kadar uzak.” ifadeleri kullandı.

Simpson, siyasilerin açıklamalarına ve medyanın yoğun ilgisine rağmen, bir zamanlar ülkenin sembolik de olsa hükümdarı olan Kral 2. Elizabeth’in Güney Afrikalılar için artık bir anlam taşımadığına işaret ederek, “Bu bir İngiliz olayı ve biz de çok uzaktaki seyircileriz.” dedi.

“Kraliçe ve İngiliz monarşisi bizim için acıyı temsil ediyor”

Güney Afrikalı gazeteci Theto Mahlakoana da Kraliçe Elizabeth’in henüz bir veliaht prenses olduğu 1947’de Güney Afrika’ya düzenlediği ziyaret sırasında “burada kendimi evimde hissediyorum” açıklamasında bulunduğu radyo konuşmasına atıfta bulunarak, “Burası sömürgecilerin evim diyebileceği bir yer değil çünkü burası bizim evimiz.” diye konuştu.

Maklakoana Güney Afrikalıların sömürgecilik ve apartheid döneminde yaşadıkları zulümlere değinerek, “Kraliçe ve İngiliz monarşisi bizim için acıyı temsil ediyor. İnsanların hayatlarının çalınmasını, tarihimizin silinmesini, yaşam biçimimizin ortadan kaldırılmasını temsil ediyor.” ifadelerini kullandı.

İngilizlerin ve diğer Avrupalı sömürge güçlerinin geçmişte sözde medeniyet getirmek için geldikleri Afrika’nın değer sistemini ve maneviyatını yok ettiklerini belirten Maklakoana, “Daha sonra siyah çocukların eline dokunsalar da Kraliçe Elizabeth’in mirasını düşünürken akla gelecek ve daima hatırlanacak şey budur.” dedi.

Cullinan elması

Maklakoana 1905 yılında Güney Afrika’da çıkarılan dünyanın işlenmemiş en büyük elması Cullinan’ın, dönemin Transvaal hükümetince Britanya İmparatoru 7. Edward’a hediye edilmesi konusunu da değinerek, bu elmasın o dönem özgür olmayan Afrikalılardan çalınmış olduğunu belirtti.

Culinan’ın en büyük parçaları olan “Afrika’nın Büyük Yıldızı” (530,2 karat) ve “Afrika’nın İkinci Yıldızı” (317,4 karat) isimli elmasların kraliyet asasını ve tacını süslediğini hatırlatan Maklakoana, artık İngiliz tarihine mal olmuş elmasların Afrika’ya iadesinin ideal çözüm olamayabileceğini ama İngilizlerin elmaslar için tazminat ödemesi gerektiğini söyledi.

Kraliyet asasında bulunan “Afrika’nın Büyük Yıldızı” halihazırda dünyanın en büyük temiz kesim işlenmiş elması olma özelliği taşıyor.

Kaynak: AA

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.